Fitre ve Zekât Aynı Kişiye Verilebilir mi?
Zekât ve fitre, İslam’ın mali ibadetlerinden olup toplumda dengeyi sağlama gayesi taşır. Bu iki ibadetin temel amacı, ihtiyaç sahiplerinin hayata daha güvenli tutunmasına vesile olmaktır. Zekât, nisap miktarına ulaşan malın üzerinden bir yıl geçmesiyle verilmesi gereken farz bir ibadet olurken; fitre, Ramazan Bayramı’na erişen Müslümanların vermekle sorumlu olduğu vacip bir sadakadır. Her ikisinin de fakirlerin hakkı olduğu konusunda İslam uleması hemfikirdir.
İhtiyaç sahibi bir kimsenin maddi zorlukları çok yönlü olabilir. Ev kirası, sağlık gideri, borç yükü ya da temel ihtiyaçlara erişim problemi bu zorluklar arasında yer alır. Bu kişi, zekât verilebilecek sınıflardan birine giriyor ise, aynı zamanda fitreye de muhatap olabilir. Zekât verilecek kimseler Kur’an-ı Kerim’in Tevbe Suresi 60. ayetinde açık şekilde sıralanır. Bu kimseler arasında fakirler ve miskinler de bulunur. Fitre ise daha dar bir muhatap kitlesine sahiptir ancak genellikle bu alan, zekâta da uygunluk gösterir.
Zekât ve fitrenin ayrı kişilere verilmesinin daha uygun olduğu yönünde görüşler bulunsa da aynı kişiye verilmesini yasaklayan bir nas yer almaz. Önemli olan, yardımın muhatabının gerçekten muhtaç olmasıdır. Yardım yapılan kişi bu şartı taşıyor ise, her iki yardımı da alabilir. Bir kişi hem zekâta hem de fitreye ihtiyaç duyuyorsa, bu durum onun içinde bulunduğu durumu ortaya koyar. O halde, ona bir değil, birden çok elin uzanması gerekir.
Fitre ve Zekâtın Farkı
Zekât genellikle bir yıllık mal birikimi üzerinden hesaplanır. Kişi, sahip olduğu mal veya gelir nisap miktarını aşmışsa ve üzerinden bir yıl geçmişse zekâtla yükümlü hale gelir. Bu oran, malın türüne göre değişebilir. Fitrede ise böyle bir hesaplama yer almaz. Her birey için sabit miktarda belirlenir ve bayramdan önce verilmesi teşvik edilir. Ailedeki her birey için ayrı ayrı hesaplanır. Küçük çocuklar adına da ödenmesi gerekir.
Zekâtın verileceği kimseler Kur’an-ı Kerim’de açıkça belirtilmiştir. Bu liste içinde sekiz farklı sınıf yer alır. Fitre ise genellikle yoksul, yetim, miskin gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan kişilere yöneltilir. Zekât daha çok genel geçim desteği sağlarken, fitre o yılın Ramazan’ında bayram sabahına hazırlık desteğidir. Zekâtın bir plan dahilinde verilmesi beklenirken, fitrede zamanın dar olması sebebiyle daha hızlı davranmak gerekir.
Zekât, malın temizlenmesi ve helal yolla kazanılmış kazancın paylaşılması anlamını taşır. Fitre ise bireyin bedeninin ve Ramazan ayı boyunca yaptığı ibadetin manevî temizliğini de kapsayan sembolik bir sadakadır. Zekât vermeyen kişi farz bir ibadeti terk etmiş sayılırken, fitre verilmediğinde vacip olan bir yükümlülük ihmal edilmiş olur. Her iki ibadet, Müslümanlar arasında sosyal adaleti tesis eder.
Aynı Kişiye Verme Şartları
Zekât verilen kişi, belirli ölçüde mal varlığına sahip olmamalıdır. Sahip olduğu mal, temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra zekât nisabına ulaşmamalıdır. Fitre için de benzer bir değerlendirme yapılır. Fitreye muhatap kişi, bayram sabahına ihtiyaç içinde giren ve bu ihtiyacını başka kaynaklardan gideremeyen biri olmalıdır. Bu bağlamda, bir kişiye hem zekât hem fitre ulaştırılabilir. Fakat yardımın amacı gözetilmeli, yapılan her destek yerli yerine ulaşmalıdır.
Yardımın verileceği kişinin zekât ve fitre almasının önünde engel oluşturan bazı durumlar da yer alır. Örneğin, kişinin usul ya da fürû akrabadan olması, yani anne-baba, çocuk, torun gibi birinci derece akrabalardan olması bu yardımı geçersiz kılar. Eşler de birbirlerine bu yardımları sunamaz. Aynı şekilde, zekâtı veren kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselere bu ibadet yoluyla yardım etmesi uygun görülmez.
Fitre Verirken Dikkat Edilecekler
Fitreyi verecek kişinin Müslüman olması gerekir. Fitre, yalnızca malı olanlara değil, temel ihtiyaçlarının dışında nisap miktarı mala sahip olanlara vacip olur. Aile reisi, bakmakla yükümlü olduğu herkesin fitresini de vermekle sorumludur. Bu kişiler arasında küçük çocuklar, eş ve bakıma muhtaç yakınlar yer alır. Fitre verirken miktar değil niyet esastır. Kalpten verilen küçük bir miktar bile çok büyük sevaplara vesile olur.
Fitre verilecek kişi doğru seçilmelidir. Fitre, zengin ya da fitre verme yükümlülüğü olan kişilere verilmez. Tercih edilen kişiler, yoksul, muhtaç ve borçlu olanlar olmalıdır. Fitre, verilmeden önce mutlaka niyet edilmelidir. Verilen paranın fitre olduğunu bilerek teslim edilmesi gerekir. Nakit olarak verilebildiği gibi, temel ihtiyaç maddeleri şeklinde de verilebilir. Ancak verilen şeyin günlük geçime uygun olması beklenir. Günlük tüketilemeyecek lüks eşyalar bu kapsamda değerlendirilmez.
Zekât Verirken Dikkat Edilecekler
Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Maddi durumu yerinde olan Müslümanların yılda bir kez mallarından belirli bir kısmını ihtiyaç sahiplerine vermesi, dini bir sorumluluktur. Zekât, malı eksiltmez; bilakis arındırır ve bereket kazandırır. Hem bireysel arınmayı hem de toplumsal dengeyi hedefler. Zekât verilirken birtakım dini ölçülere ve ahlaki prensiplere dikkat edilmesi gerekir. Bilinçsizce verilen Zekât, ibadetin ruhuna uygun düşmez. Bu nedenle Zekât verirken dikkatli olmak gerekir. Zekât verirken dikkat edilmesi gerekenler:
- Zekât verilecek kişi Zekât alma hakkına sahip olmalıdır.
- Akrabalardan gerçekten ihtiyaç sahibi olanlara öncelik tanınabilir.
- Zekât, gösteriş amacıyla verilmemelidir.
- Zekât verirken kalpte bir rahatsızlık olmamalıdır.
- Gizlilik esası göz önünde bulundurulmalıdır.
- Zekât zamanında ve eksiksiz verilmelidir.
Zekât verilecek kişiler, Kur’an’da açıkça belirtilmiştir. Fakir, miskin, borçlu, yolcu gibi gruplar Zekât alma hakkına sahiptir. Zengin kişilere, aile bireylerine ya da Zekât vermesi gereken kimselere Zekât verilmez. Kişi, Zekât verirken mümkün olduğunca mahremiyete riayet eder. Gösterişten uzak, sadece Allah rızasını gözeterek yapılan bu ibadet hem gönül hem de mal temizliğidir.
Verilen Zekâtın helal kazançtan olması gerekir. Haram yolla elde edilmiş maldan Zekât verilmez. Zekât, bir mükellefiyet olduğu kadar, kul ile Rab arasındaki yakınlığı da artıran bir vesiledir. Her yıl düzenli şekilde Zekât veren bir kimse, hem sosyal adaletin sağlanmasına katkı sunar hem de ahirette mükâfatını alır. Zekâtın usulüne uygun şekilde verilmesi, bu ibadetin kabulüne vesile olur.
Sadaka Verirken Dikkat Edilecekler
Sadaka, gönülden gelen bir verme eylemidir. Zorunlu olmamakla birlikte manevi kazancı oldukça büyüktür. Sadaka veren kişi, sadece maddi değil, manevi yönden de bir rahatlama hisseder. Günahlara kefaret olur, musibetleri savar, dua kapısını açar. Sadaka, ihtiyaç sahibi kimselere yapılan en güzel yardımlardan biridir. Fakat bu yardımı yaparken dikkat edilmesi gereken önemli hususlar vardır.
Sadaka verirken, kalpte bir üstünlük duygusu bulunmamalıdır. Yardım edilen kişiye karşı incitici bir tavır takınmak, sadakanın sevabını azaltır. Verilen şeyin değersiz ya da kullanılamaz durumda olmaması gerekir. Bir Müslüman, kendisi için istemediği bir şeyi başkasına da layık görmemelidir. Sadaka, kişiye gönül huzuru getirmeli; karşı tarafı mahcup etmemelidir.
Sadakanın gizli verilmesi, daha makbul sayılır. Gizlilik, riya tehlikesini ortadan kaldırır. Fakat ihtiyaç sahiplerini teşvik etmek amacıyla bazen açıkça verildiği de olur. Bu durumda da gösteriş amacı güdülmemesi önemlidir. Sadaka verirken zamanlama da değerlidir. İhtiyaç sahibinin en zor anında uzatılan bir el, verilen miktardan daha büyük bir etki oluşturur.
Verilen sadaka maddi olmak zorunda değildir. Bir tebessüm, güzel bir söz, yol gösterme, emniyet sağlama da sadaka kapsamında değerlendirilir. Bu yönüyle sadaka, hayatın her alanında yer bulur. Kişi, neyi verebiliyorsa onu vermelidir. Sadaka verirken niyet, ibadetin ruhunu şekillendirir. Allah rızası için verilen her yardım, kişinin ahiret sermayesini artırır.





