Kurban ve Kurbanın Önemi

Kelime anlamı olarak yakınlaşmak manasına gelen kurban; dini terim olarak Allah-ü Teâlâ’nın rızasını kazanmak ve manen ona yaklaşmak için ibadet niyetiyle belli özellikleri olan bir hayvanı, belirli bir vakitte, şartlarına uygun olarak kesmek demektir. Kurban Bayramı günlerinde kesilen kurbana ise udhiyye adı verilir. 

Kurban ibadeti, uygulama yönünden farklılık gösterse de insanın var oluşundan bu yana bütün dinlerde mevcuttur.

Ramazan'a özel fiyatlar ve 4 taksit imkânıyla vekâletinizi güvenle vermek için hemen tıklayın.

HEMEN VEKÂLET VER

Kur’an-ı Kerim’de, “Biz her ümmet için kurban kesmeyi meşru kıldık ki kendilerine (Allah’ın) rızık olarak verdiği (dört ayaklı) kurbanlık hayvanlar (boğazlanırken) üzerine (yalnız) Allah’ın ismini ansınlar. Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O halde O’na teslim olun. (Resûlüm!) İtaatkâr ve mütevâzı olanları müjdele!” buyurulmuştur.

Yine Kur’an-ı Kerim’de Hazreti Adem’in iki oğlundan Habil ile Kabil’in, Allah-ü Teâlâ’ya kurban sunduklarından ve yalnızca Allah’a karşı gelmekten sakınanın kurbanının, kabul edildiğinden bahsedilir.

İslam dininde kurban ibadeti hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Meşruiyeti kitap, sünnet ve icma delilleri ile sabittir. Bu konudaki uygulama ise Hazreti İbrahim aleyhisselam ile başlar. 

Hazreti İbrahim Allah-u Teâlâ’ya dua etmiş ve yumuşak huylu bir evlat istemiş; Rabbi de ona bir evlat nasip etmiştir. Evladı belli bir çağa gelince, Hazreti İbrahim rüyasında onu kurban ettiğini görmüş, konuyu oğlu İsmail’e açmış, oğlu da tam bir teslimiyet göstermiştir. Allah-ü Teâlâ, Hazreti İbrahim’in ve Hazreti İsmail’in sadakatine, bağlılığına ve teslimiyetine karşı, imtihanı kazandığını müjdelemiş ve oğluna karşılık büyük bir kurbanlık vermiştir. 

Kur’an-ı Kerim’de bu konudan şöyle bahsedilir:

Artık o (İsmail) beraberinde (işe) koşma çağına erişince (babası): “Ey yavrucuğum! Doğrusu ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; artık (düşün) bak, ne dersin?” dedi. (Oğlu:) “Ey babacığım! Emredildiğin şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.” dedi. 

Böylece ikisi de (Allah’ın emrine) teslim olunca (İbrahim) onu şakağı üzerine yatırdı.

Biz ona (şöyle) seslendik: “Ey İbrahim!” 

“Gerçekten rüyana sadakat gösterdin. Şüphesiz ki biz, iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.” 

“Hakikaten bu, apaçık imtihanın ta kendisidir.” 

(Oğluna karşılık) ona büyük bir kurbanlık (koç) fidye verdik.

Kurban ibadeti bize Hz. İbrahim’den intikal eden köklü bir sünnettir. Ayrıca Hz. İsmail yerine bir kurbanlık verilip, onun kesilmesinin emredilmiş olması, Allah-u Teâlâ’nın kullarına olan lütuf ve rahmetinin bir göstergesidir.

Kurban kesmenin sayısız hikmetleri ve faydaları mevcuttur. Kurban insanın Allah’a yaklaşmasına, rızasına ermesine vesile olduğu gibi, her durum ve şartta Rabbine olan teslimiyetini, sadakatini, O’na her şeyi feda edebileceğini gösterir. 

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de, “O (kurban)ların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat sizden O’na (yalnız) takvânız (saygı ve itaatiniz) ulaşır” buyurulmuştur.

Ayet-i kerimeden de anlaşıldığı üzere, kişiyi Allah-u Teâlâ’ya yaklaştıran, kesilen hayvanların ne etleri ne de kanlarıdır. Kişiyi Rabbine yaklaştıran O’na olan bağlılığı, yani ibadeti hangi niyet ve şuurla yaptığıdır. 

Kurban aynı zamanda sosyal yardımlaşma ve dayanışma örneğidir. Kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesini, müslümanların arasında oluşabilecek haset duygusunun giderilmesini sağladığı gibi, cimrilikten korur ve merhamet duygusunun arttırır. Paylaşmak ve iyilik yapmak üzere kişiyi motive eder. Kurban aynı zamanda, kesen kimse için de kurban etinden istifade eden kişiler için de şükür sebebi olur.

Kurban etinin, insan sağlığına katkısından bahsetmek de mümkündür. Ekonomik olarak et alma gücü olmayanlar, Kurban vesilesiyle etten istifade ederler. Ayrıca kurban ibadetinin hayvancılığın gelişmesinde rolü büyüktür. Bayramda kesilecek hayvan sayısının, yani tüketimin fazla olması, hayvan yetiştiriciliğine teşvik ettiği gibi, özellikle bu yolla geçimini sağlayanlar için de motivasyon kaynağı olur.

Kurban Edilecek Hayvanlar ve Kurbanlıkta Aranan Şartlar

Kurban edilebilecek hayvanlar; koyun, keçi, sığır, manda ve develerdir. Bunların dişi ya da erkek olması fark etmez. Bunlar dışındaki hayvanların tavuk, kaz, deve kuşu vs kurban edilmeleri caiz değildir. Sığır cinsinden olan hayvanlar kurban edilebilmeleri için, belli bir yaşı doldurmalıdır.

Devenin 5 yaşını, sığır ve mandanın 2 yaşını, koyun ve keçinin 1 yaşını doldurmuş olmaları gerekmektedir. 6 ayını tamamlamış koyun yavrusu bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli ise kurban edilebilir. Keçinin ise mutlaka bir yaşını doldurmuş olması lazımdır.

Kurban edilecek hayvanın, kurban olmasına engel bir kusurunun olmaması gerekir. Bütün ibadetlerde olduğu gibi, kurban ibadetinde de gaye Allah’ın rızası olduğu için, buna uygun olarak hareket etmek kulluğun gereğidir.

Bir hayvanın kurban olmasını engelleyen nitelikler dört tanedir. Bir gözün körlüğünün açıkça belli olması, apaçık hastalık, yürüyemeyecek derecede topallık ve ileri derecede zayıflık. Fakihler bu dört kusura kıyas yaparak başka birtakım kusurlar daha eklemişlerdir. Bunlar: İki gözü veya bir gözü kör olmak, dişlerinin çoğu düşmüş veya kulakları kesilmiş olmak, boynuzlarının bir veya ikisi kökünden kırılmış olmak, kulağının veya kuyruğunun yarısından çoğu veya memelerinin başları kopmuş bulunmak, doğuştan kulakları veya kuyruğu bulunmamak veya ayağı kesilmiş olmak bunlar arasındadır. Bu derece kusurlu olan bir hayvan yüce Allah’a kurban olarak takdim edilemez.

Kurbanlık hayvanın dişlerinin biraz dökülmüş olmasında, doğuştan boynuzsuz veya boynuzunun bir kısmının kırık olmasında, kulağının delik yada yırtık olmasında bir sakınca yoktur.

Hanefi mezhebine göre, hayvanın kurban edilmesine engel kusurlardan biri, kurban alındıktan sonra meydana gelse yahut alınan kurbanlık ölse, kişi zenginse tekrar kurban alıp kesmesi gerekir. Fakir olan kimse için ise, her iki durumda da tekrar kurban alması gerekmez. Kurban alındıktan sonra, kurban edilmesine engel bir kusur oluşsa bile, fakir olan kimsenin onu kesmesi caiz olur.

Kurban Kesmenin Hükmü Nedir? Kurban Kesmekle Yükümlü Olanlarda Aranan Şartlar Nelerdir?

Kurban kesmenin hükmü ile ilgili vacip ve sünnet olduğuna dair iki görüş vardır. Hanefi mezhebinden İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’ye göre kurban kesmek vaciptir. Delili ise Kur’ân-ı Kerîm’de geçen: “O halde Rabbin için namaz kıl, hem de nahret (boğazla/kurban kes).” ayet-i kerimesi ve “Kim genişlik ve imkân bulur da kurban kesmezse bizim namazgahımıza yaklaşmasın.” hadîs-i şerîfindeki ağır uyarıdır.

Kurban kesmek Hanefilerin dışındaki çoğunluğa göre ise sünnettir. Bu konuda Kur’ân-ı Kerîm’de peygambere hitaben geçen ayetin, ümmeti kapsamadığını belirtmişlerdir. Peygamber Efendimiz (sav)’in “Zilhiccenin hilâlini gördüğünüzde, sizden biriniz kurban kesmek isterse, saçlarını ve tırnaklarını kesmesin.” hadîs-i şerîfinde geçen. “… sizden biriniz kurban kesmek isterse…” ifadesine dayanarak, kurban kesip kesmeme konusunda serbestlik olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Kurban kesmek, üzerine vacip olan kişilerde aranan şartlar ise şunlardır:

  1. Müslüman olmak
  2. Akıllı ve ergen olmak
  3. Yolcu olmamak
  4. Dinen belli bir mali güce sahip olmak

Bu şartları taşıyan kimseler üzerine kurban kesmek vacip olur. Gayrimüslimler öncelikle iman etmekle mükellef olduklarından, onlara kurban kesmek vacip değildir. Hanefi mezhebine göre kurbanın alımı, kesimi, dağıtımı vs. meşakkatli olacağından yolcu olanlara da kurban kesmek vacip değildir. Bununla birlikte yolcu olanların vekâlet vererek kurban kestirmesi, bulunduğu yerde kurban kesmesinde de bir sakınca yoktur. Hanefiler dışındaki üç mezhebe göre yolcu için de kurban kesmek sünnettir.

Kurbanın vacip olması için aranan diğer bir şart da belli bir mali güce, zenginliğe sahip olmaktır. Zenginlikten maksat ise kişinin temel ihtiyaçları ve borçları haricinde 20 miskal yani 80.18 gram altına, buna denk paraya veya buna denk ticaret malına sahip olmaktır. Bu mali güce sahip olunmasının üzerinden belli bir süre geçmesine de gerek yoktur. Hatta fakir olup da kurban kesme günlerinde, bu zenginliğe erişen ve diğer şartları da taşıyan kimselerin kurban kesmeleri vacip olur. Buna göre bir evde; baba, anne, oğul, kız vesaire fark etmeksizin bayram günlerinde kim bu mali güce sahipse ve diğer şartları da taşıyorsa kurban kesmekle o yükümlüdür. Bu durumda olan yani kurban kesmesi vacip olan kadın ve yetişkin çocukların, babası veya kocası onlar adına bağış (hibe) yoluyla kurban keserse bu da yeterli olur.

Hanefi mezhebinde kuvvetli olan görüşe göre, akıl hastası olanlar ve küçük çocuklar belli bir mali güce sahip olsalar bile kurban kesmekle yükümlü değildir.

Kurbanın Rüknü, Kesim Vakti, Kesimi ve Etinin Taksimi

Kurbanın rüknü kurban edilmesi caiz olan hayvanın kesilmesidir. Kurban kesmeyip, kurbanlık hayvanın bedelini ihtiyaç sahiplerine vermekle, kurban ibadeti yerine gelmiş olmaz. Kesilecek kurbanın geçerli olması için, her ibadette olduğu gibi niyet etmek de şarttır. Ayrıca kurbanı belli bir vakit içerisinde kesmek gerekir. Kurban kesim vakti Hanefilere göre, Bayram namazı kılınan yerlerde, bayramın birinci günü bayram namazından sonra başlar ve üçüncü günü güneşin batmasının öncesine kadar devam eder.

Berâ b. Âzib (ra) Nebî’nin (sav) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Bizim bu günümüzde, ilk yapacağımız iş namaz kılmak, sonra dönüp kurbanımızı kesmektir. Kim böyle yaparsa bizim sünnetimize uymuş olur. Her kim bundan önce kurbanını kesecek olursa, bu kurban, ailesine takdim ettiği etten başka bir şey olmaz.” 

Hadisi şerife göre, arefe günü gündüz veya gece yahut bayramın ilk günü bayram namazı kılınan yerlerde namazdan önce kesilecek hayvan kurban hükmünde olmaz. 

Kurbanı gece vakti kesmek, aydınlatmanın yetersizliği nedeniyle tehlike arz edeceğinden ve hata yapma ihtimalinden dolayı, tenzihen mekruhtur.

Keçi, koyun gibi küçükbaş hayvanları yalnız bir kişi kurban edebilir. Kurbanlık hayvan sığır veya deve ise bir kişi kesebileceği gibi, en fazla yedi kişiye kadar birkaç kişi ortak olarak da kesebilir. Ancak ortak olanların hepsinin Müslüman olması, kurban kesme niyetinde olmaları gerekir. Ortaklardan birinin ibadet niyetiyle değil de sadece et almak niyetiyle katılmış olması, diğerlerinin kurbanını da geçersiz kılar. 

Kurbanı kesebiliyorsa kişi kendisi keser. Kendisi kesemiyorsa, ehil olan birine vekalet vererek kestirir ve kendisi de imkânı var ise orada hazır bulunur.

Vekâlet sözlü veya yazılı olarak ya da telefon, internet, faks ve benzeri iletişim araçları vasıtasıyla da verilebilir. Dolayısıyla kurbanın yurt içinde, başka bir ilde ya da yurtdışında vekâlet vererek kestirilmesinde bir sakınca yoktur. 

Kurbanı kesecek kimsenin Müslüman olması tercih edilir. Buna imkân yoksa usulüne uygun olarak ehli kitabın kestiği de helal olur. Kurbanlık hayvan incitilmeden, eziyet verilmeden kurbanlık alana götürülür. Kurban kıbleye doğru yatırılır. Kurbanı kesen kimse “Bismillahi Allahüekber” diyerek kurbanı keser. 

Hayvanın kesimi esnasında besmele kasten terk edilirse, o hayvanın eti Hanefilere göre yenmez. Ancak kasıtsız ve unutularak besmele çekilmezse, bu hayvanın eti yenilir.

Kurban kesen kimse, kendisi ve ailesi zengin dahi olsa kestiği kurbanın etinden (adak kurbanı hariç) yiyebilir. Kurban etinin üç parçaya bölünüp dağıtılması tavsiye edilmiştir. Kurban sahibi bir parçasını tüketmek üzere ailesine ayırıp, diğer parçasını zengin fakir fark etmeksizin akraba, komşu ve dostlarına, diğer bir parçasını da yoksullara dağıtabilir. Bununla birlikte tamamını ihtiyaç sahiplerine vermesinde yahut bakmakla yükümlü olduğu kalabalık bir ailesi varsa ve ihtiyaç sahibi ise, kurbanın etinin tamamını kendisine ayırmasında da bir sakınca yoktur.

Kurbanın et, sakatat, deri, yün ve süt gibi unsurlarının satılması caiz değildir. Zira Hz. Peygamber (sav) “Kim kurbanın derisini satarsa, kurban kesmemiş gibidir.” buyurmuştur. Bu sebeple kurbanın derisi ya da etinin satılması halinde alınan bedelin sadaka olarak verilmesi gerekir.