Nevbahar, bilinen adıyla ilkbahar mevsimi, ağaçların renk renk çiçek açıp yeniden canlı
renklerine kavuştuğu bir hâli yansıtır. Bu hâl, gönüllerimize sekinet, ferahlık ve ümit
duygularını akıtır. Güzellikleri görmeye ve tazelenmeye yöneltir. Bayramlar da tıpkı ilkbahar
gibi insanın iç dünyasında bir yenilenme ve toparlanma imkânı sunar.

Arapçada bayramlar için kullanılan “îd, el-ʿıyd/العيد” kavramına bu bağlamda “tekrar dönmek”
ve “her yıl sevinçle gelen mevsimlerin dönüşü” gibi manalar verildiği görülmektedir.1
Sevincin, muhabbetin, iyiye yönelişin ve yeniden “bir” araya gelmenin vesilesi olan bu günler,
yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda bir yöneliş ve hatırlayış zamanıdır.

Kurban Vekalet

Bu yönelişin en somut tezahürlerinden biri kurban ibadetinde görülür. Nitekim Resûlullah’ın
(sav) bir bayram günü kurban olarak iki koç kestiği ve onları kıbleye doğru yatırdığı sırada şu
ifadeleri kullandığı rivayet edilmiştir:

“Ben hanîf (hakka yönelmiş) olarak, yüzümü gökleri ve yeri yaratan (Allah)’a çevirdim ve ben
müşriklerden değilim. Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin
Rabbi olan Allah içindir. Onun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben
Müslümanların ilkiyim. Allah’ım (bu kurban) sendendir ve Muhammed ile ümmeti tarafından
senin (rızan) için sunulmuştur.”2

Bu anlam çerçevesinde bayram, yalnızca takvimsel bir tekrar değil; aynı zamanda insanın
iyiliğe, paylaşmaya ve kulluğa yeniden yönelişini ifade eder. Osmanlı toplumunda kurban
bayramlarında kutlamaların ötesinde farklı toplumsal uygulamalar da görülmüştür. Hatasının
farkına varan ve ıslah olduğuna karar verilen mahkumlar, belli şartlar altında kurban bayramı
hürmetine affedilmiştir. Ayrıca sistemli bir iyilik hareketi olan vakıfların vakfiyelerinde kurban
bayramlarına yönelik özel hükümler içerdikleri görülmektedir.

Kurban ve İyiliğe Yöneliş

Hocamız Mahmud Es’ad Coşan, bayram anlamına gelen “îd – el-ʿıyd/العيد” kelimesini ilâhî
ihsanın tekrar tekrar insana yönelmesi olarak yorumlar. Ona göre bu günler, Allah’ın kullarına
ikram ve lütuflarının yeniden ulaştığı zaman dilimleridir.3
Bu yaklaşım, bayramın sadece bir
zaman döngüsü değil; aynı zamanda iyiliğin yeniden dolaşıma girdiği bir an olduğunu gösterir.

Bu ilâhî ihsanın toplumsal hayattaki en somut karşılıklarından biri ise vakıf geleneğinde
görülür. Vakıf kurumunun temelini bir kimsenin malını yalnızca Allah rızası için insanların
hizmetine bağışlaması oluşturur. Peygamber Efendimiz’in (sav) amel defterinde âlem-i cemâle
göçtükten sonra da yazılmaya devam edecek amellerden biri olarak sadaka-i cariyeyi de
zikretmesi4 geleneği beslemiştir.

Kurban Vekalet

Bu sebeple vakıflara kurucuları tarafından sürekli gelir getirecek akarlar da bağışlanmıştır.
Kurban bayramında bu geleneğin tezahürleri iyiliğin yayılmasında kendisini gösterir. Nitekim
bu bağlamda 1857 yılında İstanbul’da kurulan Zeliha Hanım Binti Abdullah Vakfı dikkat çekici
bir örnek sunar. Bu vakfın amacı, ihtiyaç sahibi veya dul kalmış hanımların bayramlık
ihtiyaçlarının giderilmesi, kurbanlar keserek dağıtılmasıdır.

Benzer şekilde, vakfiye metinlerinde kurban kesimini şart koşan başka örnekler de
bulunmaktadır. Zeliha Hanım ile benzer şartları koşan Züleyha Hanım ve vakfettiği erik
bahçesinin gelirleri ile arife günleri koyun satın alınıp kesilerek dağıtılmasını isteyen Rahime
Hatun bu isimlerden bazılarıdır.5

Kurban ve Affedilmeye Yöneliş

Bayramlar affederek veya affedilerek yeni başlangıçlara imkân sağlayan vakitlerdir. Hocamız
Mahmud Es’ad Coşan’ın “îd – el-ʿıyd/العيد” kelimesinde vurguladığı bir başka yön ise af ve
yeniden başlangıçtır.6
Ona göre bayram, müminin mağfiret edilmiş olarak hayatına yeniden
dönmesidir.

Bu anlayış, affetmenin yalnızca bireysel bir duygu değil, toplumsal bir karşılığı olduğunu da
gösterir. Osmanlı Devleti’nde bayramlar, yalnızca kutlama günleri değil; aynı zamanda
toplumsal affın görünür hâle geldiği zamanlardır. Kurban bayramlarında bu günlerin hürmetine
gerçekleştiği açıkça belirtilen af uygulamaları yalnızca İstanbul ile sınırlı kalmamış,
imparatorluğun farklı bölgelerinde de hayata geçirilmiştir.7

Arşiv kayıtlarından padişahın iradesiyle belirlenen şartlarla suçlarının cezasının üçte birini veya
üçte ikisini çekmiş suçluların tahliye edildiği görülebilmektedir.8

1899 Tarihli Affa Dair Belge

Bu genel afların yanında Kurban Bayramı hürmetine kişiye özel aflar da uygulanmıştır. Yedi
sene müddetle kürek cezasına çarptırılan ve cezasının üçte birini çeken Kalburoğlu Yani Kahya
veled-i Pavli adlı şahsın Kurban Bayramı’na hürmeten tahliye edilmesi9, Bodrum
kalesinde mahbus bulunan İdris Sabri Efendi’nin Akka’ya nakledilmesi ve siyasi suçtan
mahkum olan Kumanovalı Papa İstovice veled-i Niko’nun ve Yakovalı Yahya Ağa’nın kurban
bayramı münasebetiyle affedildiği10 görülmektedir.

Bu uygulamalar, affın dinî kimlik ayrımı gözetilmeksizin toplumsal bir ilke olarak
benimsendiğini göstermektedir.

Kurban ile Yeniden Yöneliş

Osmanlı toplumunda bayramlar sevincin, paylaşmanın ve affetmenin mihmandarı olmuştur.
Bu vesileyle ihtiyaç sahibi ailelerin ihtiyaçları giderilmiş; kesilen kurbanlar hak sahiplerine
usulünce ve özenle ulaştırılmıştır.

Bu anlayışın devam ettiği önemli örneklerden biri ise vakıf sistemidir. Vakfiyelere, kurban
kesimi ve dağıtımına dair özel şartlar eklenerek bu iyilik pratiği daha kalıcı hâle getirilmiştir.
Mağfiretin de çerâğı olan bayramlarda bireylerin yalnızca maddi ihtiyaçları gözetilmemiştir.
Gönüllerin birbirine yaklaşması, kişiler arası küslüklerin bitirilmesi, pişman olanların taze
başlangıçlar yapabilmesi için de fırsat sağlanmaya çalışılmıştır.

Osmanlı medeniyetinin geleneğinde toplumun birliğine vesile olan ihsan, hoşgörü,
diğergâmlık gibi güzel hasletlerin ortaya çıkardığı uygulamalar günümüzde aynı gayretlerle,
farklı tezahürlerde karşımıza çıkmaktadır. Mahmud Esad Coşan Vakfı tarafından yürütülen
DUHA Uluslararası Kurban organizasyonu bu geleneğin bir devamı olarak kalplere yönelmekte,
nevbahar iklimini yirmi birinci yüzyıl insanına hissettirmeye gayret etmektedir.

Îd-i sa’îdiniz, bu niyetle gerçekleştirdiğiniz gayretleriniz mübarek olsun.


Kaynakça

  1. Sargon Erdem, “Bayram”, TDV İslâm Ansiklopedisi.

    https://islamansiklopedisi.org.tr/bayram#1

    (12.04.2026)
  2. Hadislerle İslâm Cilt 2 Sayfa 511 / İM3121 İbn Mâce, Edâhî, 1;
    D2795 Ebû Dâvûd, Dahâyâ, 3-4.
  3. Mahmud Es’ad Coşan,

    https://serverkursu.com/izle/kurban-ve-ramazan-bayramlari
  4. Müslim, “Vasiyye”, 14 (No. 1631).
  5. Musa Şahin – N. Ebrar Kaya,
    “Valide Sultanların Kurduğu Vakıfların Kadına Yönelik Sosyal Hizmetleri”,
    Yalova Sosyal Bilimler Dergisi 6/12 (1 Aralık 2016), 36-65.
  6. Mahmud Es’ad Coşan,

    https://serverkursu.com/izle/kurban-ve-ramazan-bayramlari
  7. Tuğba Aydeniz,
    “Kurban Bayramı Vesilesiyle Osmanlı Devleti’nde Mahkûmların Affı”,
    Din ve Hayat Dergisi 11 (Ekim 2010), 95-96.
  8. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA),
    TFR.I.SL, 6/576;
    BOA, Y.PRK.BŞK, 61/74;
    BOA, Y.MTV, 241/35.
  9. BOA, ZB, 415/72.
  10. BOA, DH.SYS, 51/1.