Gönlünü “HÂBİL GİBİ” Kardeşine Uzat
GÖNLÜNÜ “HÂBİL GİBİ” KARDEŞİNE UZAT
Her çağda olduğu gibi yaşadığımız yüzyılda da cemâli ve celâli tecellilerin muhatabı olmaktayız. Celâli tecelliler içinde ise ufak adımlarımızla çözüme etki edemeyeceğimizi düşündüğümüz, gönlümüzde ızdırabını taşıdığımız bir hâl ile çepeçevre sarılmış hissettiğimiz pek çok hadise gerçekleşmektedir. Bunlar karşısında alınması gereken sorumluluğun belli bir insan grubuna havale edilemeyeceği aşikârdır. Yaşadığımız dünyanın bu haline gözlerimizi ve kulaklarımızı kapatamayacaksak ne yapacağız? Bu celâli tecellilerin içindeki cemâli yönü görmek ve ona uygun hareket etmek isterken rehberimiz Peygamber Efendimiz (sav) olacaktır. O (sav), yoldaşları olan sahabi efendilerimiz ahir zamandaki zorluklar karşısında ne yapmaları gerektiğini sorduğunda “Hâbil gibi olun.” buyurmuştu.
Hâbilce Duruş
Hz. Adem’in (as) iki oğlu, Hâbil ile Kabil. İkisi de üretmekte ve gayret göstermekteydi. Zâhirde ikisi de onlardan istendiği üzere birer kurban sunmuşlardı. Hâbil ibadetini en güzel şekilde, samimiyetle yaparken, Kâbil’in kurbanı kabul edilmemişti. Çünkü o ibadetini şeklen gerçekleştirmiş ama gönlüyle ve en güzeliyle yapmamıştı. Kabul edilmeyişi onda haset tohumlarını yeşertti. Elini kardeşini öldürmek için uzattığında ise Hâbil’in şu sadâsı yükseldi “Andolsun ki beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” Hâbil, içinde bulunduğu zorluğa rağmen düşmanlığı, kötülüğü reddetti ve bu duruşuyla aslında en başta nefsini kurban etti. Kâbil’in nefsi ise onu alt etti. “Nefsi ona kardeşini öldürmeyi (ve bunun zararı olmadığını) kabullendirdi.” Hâbil iyilikle direnen ve ardından gelecek iyilerin güzelliklerinden pay alan, isminin manasında olduğu gibi “soluk, nefes” vermeyi temsil eden kişi oldu. Kâbil ise Peygamberimizin (sav) buyurduğu gibi ardından gelen ölümlerin ilk kanı: “Hiçbir kimse haksız yere öldürülmez ki, onun kanından Âdem’in ilk oğluna (Kâbil’e) da bir pay isabet etmesin. Çünkü o, öldürme işini başlatan ilk kişidir.” Resulü Ekrem (sav), imkanlarını kardeşine zarar verecek bir fiilde kullanmayan, kötülük hâresine rağmen iyiliği seçen Habil gibi olmayı ümmetine, bizlere işaret etti.
Buradayım ve Seninleyim Kardeşim
Müminlerin birbirlerine kardeş kılınmasıyla mevkî, ekonomik ve sosyal çevre gibi dünyevî perdeler yerini, “bir” olanların muhabbetlerini artıracak, dertlere derman olacak vesileleri aramaya bırakır. İşte bu noktada insan Hâbilce bir duruş için gönlünü ve dahî imkanlarını kardeşinin gülümseyişine aracı kılmak ister. Mehmed Zahid Kotku (ks) bu hassasiyeti doktorların vücudun sıhhatini gözetmek için yaptıkları çalışmalarına benzetir. (https://serverkursu.com/dinle/muminler-arasinda-iliskilerin-temeli?startTime=1640.87) Bu gayret, bir bakıma derununda “buradayım ve seninleyim kardeşim” sadâsının yankısını barındırır. Gönülden gönüle kurulan yolda mesaj bu vesileler ile iletilir. DUHA projesi de binlerce gönüllüsünün “bir” söylediği bu sadâyı ve gayreti içerir.
Yol Kesiciler: Riya, Haset, Cimrilik
İnsan yeni bir doğumda, gerçekleşen dileğinde ve bayramlarda yaşadığı sevinci sevdikleriyle paylaşma arzusu taşır. Kurban ibadeti de Allah’ın bu lütufları karşısında kulun şükrünü ifade edebilmesi için hoş bir vesiledir. Akika, adak ya da vacip, hangi amaçla olursa olsun kurban ibadetinin ihlasla ve en güzel olanla îfa edilmesi istenmektedir: “O (kurban)ların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat sizden O’na (yalnız) takvânız (saygı ve itaatiniz) ulaşır. Size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir edesiniz (büyüklüğünü anasınız) diye onları sizin fayda ve hizmetinize verdi. (Resûlüm!) Güzel hareket edenleri (cennetle) müjdele!” Bu aynı zamanda takva elbisesinin de bir gereğidir. Zirâ ibadet etmek için çıkılan yolda cimrilik, riya, haset gibi yol kesiciler bulunmaktadır. Bunlar kurbanı cimrilik yaparak kötüsünden seçmek, etini dağıtırken riyaya kapılıp, gösteriş yapmak gibi durumlara sebep olabilirler. İnsan nefsinde bulunan bu muarızlar kurban ibadetinin ruhunu ve geçerliliğini tehlikeye düşürerek, görünürde makbul ama özünde zayî olmuş bir fiile yol açabilmektedirler. Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan, kurban ibadetinde bu hususun önemini şu sözlerle ifade etmiştir: “Sizin duygularınız, takvânız, müttakî bir insan olarak saygı ile sevgi ile Allah’a yapmış olduğunuz o bağış, sunuş, o sunak, o kurban, o duygunuzu Allah kabul ediyor.” (https://serverkursu.com/izle/allah-ancak-muttakilerin-amelini-kabul-eder?startTime=3.334 )
İyiliğe, İyilikle
Doğru kurbanı her zaman bulmak kolay değildir. Özellikle akika ve sadaka kurbanı için bu süreç daha da zorlaşmaktadır. Günümüzde şehir yaşamının artmasıyla kurban ibadetinin gerçekleştirilmesinde vekalet ile bağış yapılması yöntemi oldukça yaygın hâle gelmiştir. DUHA Uluslararası Kurban Organizasyonu, Mahmud Esad Coşan Vakfı önderliğinde 2006 yılından bu yana iyiliğe uzanan adımlarını, ibadet hassasiyeti ile atmayı amaçlamış bir kuruluştur. Kuruluşun dikkat ettiği ilk öncelik makul ücretlerde bulabilecekleri en güzel kurbanları temin etmektir. Bu süreçte kesilecek hayvanın ibadetin geçerliliği için gerekli şartları taşıdığına emin olunması ve kesim işleminin vaktinde, kurallarına uygun olarak gerçekleştirilmesi dikkat edilen hususlardandır. İkinci öncelik ise gerçek hak (ihtiyaç) sahiplerinin tespit edilmesi ve onlara kurban etinin en güzel şekilde teslim edilmesidir. Böylece kurbanın hem maddi hem de manevi olarak ulaştığı gönüllere şifa olması istenir. Elini kardeşinin elinin üstüne koyanlar ise bunun sekînetini ve şükrünü tadarlar. Bu gösterişsiz adımların Allah’ın nazarında, Mehmed Zahid Kotku’nun (ks) tabiriyle “indi ilahide” bir izi olduğunun bilincinde hayra atılırken, selam veren bir elde buluşmak duasıyla…



