İhsan, “güzel olmak” manasına gelen hüsn kökünden türetilmiş bir mastar olup, “yaptığı işi güzel yapmak” anlamında kullanılmaktadır. İnsan fıtratında güzeli aramak, güzelliğe meyletmek vardır. Biçimindeki uyum, ölçüsündeki denge ve ruhumuza bıraktığı hoşlukla hayranlık uyandıran her şey bizde “güzel” duygular canlandırır. Tercih ettiğimiz en ufak eşyadan tutun da sosyal ilişkilere, ibadetten mesleğe kadar hayatın her alanında gözümüz ve gönlümüz hep güzellikleri arar. Kur’ân-ı Kerîm de bizi güzellikleri görmeye, fark etmeye ve tüm bunlar için şükretmeye yönlendirir:

“Yarattığı her şeyi güzel yapan ve (ilk) insanı yaratmaya da çamurdan başlayan, sonra onun neslini, hakir bir suyun özünden yaratan sonra onu (tastamam) düzeltip ona kendi ruhundan üfleyen, sizin için kulaklar, gözler ve gönüller yaratan O’dur. (Buna rağmen) ne kadar az şükrediyorsunuz!”

“Gökleri ve yeri hak (ve üstün bir hikmet) ile O yarattı. Size (ayrı ayrı) şekil verdi; hem de şekillerinizi güzel yaptı. Dönüş ancak O’nadır.”

Allah Güzeldir, Güzelliği Sever

Sûfîler gerek evrende gerekse insanda gördükleri bütün güzellikleri, nimetleri, hatta tüm yaratılanları, ilâhî varlığın ve O’nun esmalarının tecellileri olarak kabul etmişlerdir. Bu sebeple güzellikleri fark etmek bir şükür vesilesidir ve her işimizi güzel yapma gayretinde olmak kulluk bilincinin gereğidir.

Abdullah b. Mesûd’dan nakledildiğine göre, Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” Bu söz üzerine bir adam, “İnsan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasından hoşlanır!” deyince Resûlullah (sav), “Şüphesiz ki Allah güzeldir, güzelliği sever. Kibir ise hakikati inkâr etmek ve insanları küçümsemektir.” buyurmuştur. 

Bu hadis-i şerif bize, mü’min olarak Allah’ı tanımamız ve yalnız O’na kul olmamız gerektiğini gösterir. Hakiki nimet, ihsan ve lütfun sahibi sadece O’dur. Bu yüzden bütün ruhumuzla O’na yönelmeli, O’nu sevmeli ve diğer her şeyi de O’ndan dolayı sevmeliyiz.

“Yaptığını güzel yapmak” şeklinde tanımlanan ihsan, kulun Allah’a yönelik derin saygı, bağlılık ve itaate dayalı içsel hâlini ve bu hâlin davranışlara yansıyan yönünü ifade eder. Bir ibadetin ihsan mertebesine ulaşabilmesi için bireyin hem ibadetin hüküm ve şekline dair doğru fıkhi bilgiye sahip olması hem de bu bilgiyi ölçü ve biçim bütünlüğünü koruyarak en güzel şekilde uygulamaya dönüştürmesi gerekmektedir.

Müslümanın İşinde Kalite ve Özen

Müslümanın hayatı, yaptığı her işi en güzel şekilde yerine getirme iradesi üzerine inşa edilir. Bu nedenle işinde kalite, sözünde nezaket, ibadetinde huşû ve ilişkilerinde merhamet olmalıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav), vahiy kâtiplerine harflerin şeklini dahi öğretmiş, böylece yazıda bile özenin ve inceliğin gerekli olduğunu göstermiştir:

“Nun’u şöyle kıvır, kâf’ı şöyle yaz, elif’i şöyle çek…” diye vahiy yazımında özeni talim etmiştir.

Bu yönlendirme şekli bize, Müslümanın şu ilkeleri hayatına yerleştirmesi gerektiğini anlatır:

  • Yazı yazıyorsa güzel yazacak,
  • Ziraat yapıyorsa toprağı güzel işleyecek,
  • Esnafsa ölçüyü ve tartıyı doğru yapacak,
  • Hoca ise ilmini güzel aktaracak,
  • Talebe ise edepli ve çalışkan olacak…

Özetle, Müslüman kimliğinin gereği her işte güzellik, özen ve kaliteyi gözetmektir.

Kişi, kurban ibadetini yerine getirirken niyetini, hazırlığını, emeğini özenle ortaya koymalıdır. Müslüman kişi, yaptığı her işte olduğu gibi ibadetlerini de öylesine, özensizce yapmayı kendine yakıştırmaz. Bu yüzden ibadetlerini yaparken, kimin rızasını gözettiğinin ve kime şükrettiğinin bilincinde olarak en güzel şekilde yapmalıdır.

Allah’ın Sevdiği Kulluk Şekli: En Güzeli Sunmak

İhsan, güzel davranmayı ve yapılan her işi en üstün nitelikte gerçekleştirmeyi ifade eder. Bu nedenle kurban ibadetinde “en güzeli seçmek” mü’minin vakarının bir gereğidir. İhsan sahibi kimselere Kur’ân’da “muhsin” denilir ve bu kimseler şöyle vasıflandırılır:

“O (takvâ sahibi) olanlar, bollukta ve darlıkta (Allah rızası için) sarfederler, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah iyilik yapan (ve güzel davranan/muhsin)ları sever.”

Kişinin sevdiğini ve sahip olduğunun en iyisini vermesi gönül zenginliğinin işaretidir. 

Kurban Kesiminde İhsan ve Merhamet

İhsan, kurban ibadetinde hem hayvana karşı duyulan merhamet hem de ibadetin Allah katında makbul olması için gösterilen azami özenle tezahür eder. Çünkü kurban, bir ibadet olduğu kadar bir canlıya muameleyi içerir ve bu durum mü’minin ince bir hassasiyet göstermesini gerektirir.

Şeddâd b. Evs’in naklettiğine göre, Resûlullah Efendimiz (sav) şöyle buyurur:

“Ben iki şeyi Resûlullah’tan (sav) belledim. O şöyle buyurdu: “Allah her işi güzel yapmayı istemiştir. Şu hâlde siz (meşru bir sebeple) öldürürken de, (işkence etmeden) güzelce öldürün. Bir hayvanı kestiğinizde de kesimini güzel yapın. (Biriniz hayvan keseceği zaman) bıçağını bilesin ve kestiği hayvanı rahatlatsın!”

Bu emir, usulüne uygun kurban keserken:

  • Keskin bıçak kullanmayı,
  • Hayvana eziyet etmemeyi,
  • Onu korkutmadan yumuşaklıkla yatırmayı,
  • Ustalıkla, hızlı ve isabetli kesmeyi,

zorunlu kılar.

Böylece ibadet, Allah katında kabul edilebilir bir itina ile yerine getirilirken hayvanın üzerindeki gereksiz acı ve korku en aza indirilmiş olur. Bu hassasiyet, ihsan ahlâkının kurban ibadetindeki somut bir tezahürüdür ve mü’minin sorumluluğunun ayrılmaz bir parçasıdır.

İbadette Güzellik: Huşû ve Derinlik

Âlimlerin ifadesiyle: “İbadetteki özensizlik, kulun içine gam ve sıkıntı olarak döner.” Çünkü insanın ruhu güzellik ister. Huzur, ihsanın ödülüdür. İhsan, Müslümanın hayatına kurban özelinde şöyle etki eder:

  • Kurbanın seçiminde özen,
  • Kurbanı keserken merhamet,
  • İbadetinde huşû,
  • İlişkilerinde nezaket,
  • Allah’a karşı kulluğunda derin saygı…

Allah, işini özen ve incelikle yapanı, yaratılmışlara şefkat ve hayranlıkla bakanı, etrafındaki güzellikleri fark edeni ve hayatını kulluk bilinciyle yaşayanı sever. Mü’minin güzelliğe meftunluğu ise, en güzele kendini adaması ve O’nun sevdiği kullardan olma arzusundan kaynaklanır.