Sözlükte yol göstermek, izinden gitmek, göndermek ve hediye etmek anlamlarına gelen hedy, Allah Teâlâ’ya mânen yakınlaşmak için hac ve umre menâsikiyle ilgili kesilen kurbanlara verilen isimdir. Kâbe’ye ve Harem bölgesine hediye edilmek üzere kesilen bu kurbanlar, hac ibadetinin önemli unsurlarından biridir. Kurban Bayramı dolayısıyla kesilen kurbanlara ise udhiyye denir. Udhiyye kelimesi “duha” yani kuşluk vakti ile ilişkilidir ve özellikle bayram namazından sonra Allah’a teslimiyetin ve şükrün göstergesi olarak kesilen kurbanı ifade eder. Hedy ve udhiyye kurbanları yükümlülük bakımından farklı olsa da kesilecek hayvan türleri açısından aralarında fark bulunmaz. Her iki kurban da deve, sığır, koyun ve keçi cinsinden olabilir. Koyun cinsinden olan kurbana dem, deve ve sığır cinsinden olana ise bedene adı verilir.

Hedy Kurbanı Çeşitleri

1. Nafile Hedyi

Hac veya umre yapan kişinin zorunlu olmadığı hâlde kendi isteğiyle kestiği müstehap kurbandır.

2. Şükür Kurbanı

Temettu ve kıran haccı yapanların kesmesi gereken vacip kurbandır. İfrad haccı yapanların veya yalnızca umre yapanların, ceza gerektiren bir durum olmadığı sürece hedy kurbanı kesmeleri gerekmez. Ancak isterlerse nafile olarak kesebilirler. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Hac zamanına kadar umre ile faydalanmak isteyen kimseye, kolayına gelen kurban kesmesi gerekir.” Hanefî mezhebine göre bu kurban, aynı yıl içinde hem umre hem hac ibadetinin yapılmasına karşılık bir şükür kurbanıdır. Şâfiî mezhebine göre ise bazı eksikliklerin telafisi amacıyla ceza kurbanı niteliği taşır.

3. Ceza Hedyi

Hac veya umrenin vaciplerinden birinin terk edilmesi, zamanında yapılmaması ya da ihram yasaklarının ihlal edilmesi durumunda kesilmesi gereken vacip kurbandır.

4. İhsar Hedyi

Hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra savaş, hastalık, yol kapanması, maddi imkânsızlık veya mahremin vefatı gibi nedenlerle ibadetin tamamlanamaması hâlinde kesilen kurbandır.

5. Adak Hedyi

Harem bölgesinde kesilmek üzere adanan kurbanlardır. Vacip olmasının sebebi adanmış olmasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “Sonra kirlerini gidersinler. Adaklarını yerine getirsinler. Beyt-i Atik’i tavaf etsinler.”

Hedy Kurbanının Kesileceği Yer ve Zaman

Bütün hedy kurbanları Mekke-i Mükerreme’nin Harem bölgesi sınırları içerisinde kesilir. Nafile kurbanlar dışında, başka yerde kesilen kurbanların Harem bölgesinde yeniden kesilmesi gerekir. Kurban Bayramı’nın ilk üç günü Mina’da kesilmesi daha faziletli kabul edilir. Bu günler dışında kesilecek kurbanların ise Mekke’de kesilmesi tavsiye edilir. Hanefî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre temettu ve kıran haccı sebebiyle kesilen şükür hedyleri bayramın ilk günü fecr-i sâdıktan itibaren kesilir. Daha önce kesilmesi geçerli sayılmaz. Şâfiî mezhebine göre ise bu kurbanlar, ihrama girdikten sonra bayramdan önce veya sonra her zaman kesilebilir. Bayram günlerinde kesilmesi sünnet kabul edilir.

Kurbanın Bizzat Kesilmesi ve Vekâlet

Kurbanı kişinin kendi eliyle kesmesi daha faziletli kabul edilir. Peygamber Efendimiz’in (sav) beraberinde götürdüğü develerin büyük kısmını bizzat kendisinin kesmesi buna örnek gösterilir. Ancak herkesin kurban kesmesi mümkün olmayabileceği için vekâlet yoluyla kestirilmesi caizdir. Vekâlet sözlü, yazılı veya telefon, internet ve benzeri iletişim araçlarıyla verilebilir.

Hedy Kurbanının Etleri

Nafile olarak kesilen hedy kurbanları ile temettu ve kıran haccında kesilen şükür kurbanlarının etlerinden zengin fakir herkes yiyebilir. Sahiplerinin de bu etlerden yemesi müstehap kabul edilir. Ceza, adak ve ihsar hedylerinin etlerinden ise sahipleri, bakmakla yükümlü oldukları yakınları ve zenginler yiyemez. Yenildiği takdirde bedelinin fakirlere verilmesi gerekir.

Kurban Yerine Oruç

Temettu veya kıran haccı yapan ancak kurban kesmeye maddi gücü yetmeyen kimseler için oruç tutma kolaylığı bulunmaktadır. Buna göre hac sırasında üç gün, memlekete döndükten sonra ise yedi gün olmak üzere toplam on gün oruç tutulur. Bu üç günlük orucun hac ayları içinde, ihrama girdikten sonra ve Kurban Bayramı’nın ilk gününden önce tutulması gerekir. Hacdan sonra tutulacak yedi günlük orucun memlekete döndükten sonra tutulması daha faziletli kabul edilir. Oruçların peş peşe tutulması daha üstün görülmekle birlikte aralıklı tutulması da caizdir.

Kaynaklar

  • Ömer Nasuhi Bilmen – Büyük İslâm İlmihali
  • Hamdi Döndüren – Delilleriyle İslam İlmihali
  • Türkiye Diyanet Vakfı İlmihal
  • Burhâneddin Mergīnânî – el-Hidâye
  • Salim Öğüt – “Hedy”, TDV İslâm Ansiklopedisi
  • Hasan Tahsin Feyizli – Feyzü’l Furkan Tefsirli Kur’ân-ı Kerîm Meâli

Dipnotlar

  1. Salim Öğüt, “Hedy”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, İstanbul: TDV Yayınları, 1998, 17/156.
  2. İlmihal, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2006, 1:555.
  3. Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali, İstanbul: Çelik Yayınları, 2013, s.450.
  4. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, İstanbul: Erkam Yayınları, 2010, s.556.
  5. Bakara Suresi, 2/196.
  6. Bakara Suresi, 2/196.
  7. Hac Suresi, 22/29.
  8. İlmihal, 1:557.
  9. Delilleriyle İslam İlmihali, s.557.
  10. Burhâneddin Mergīnânî, El-Hidâye, çev. Ahmed Meylani, İstanbul: Kahraman Yayınları, 2021, 1:399.
  11. Büyük İslam İlmihali, s.451.
  12. Bakara Suresi, 2/196.
  13. İlmihal, 1:558.