Not: Bu yazı Türkiye’de öğrenim gören uluslararası öğrencilerle görüşülerek hazırlanmıştır.

Kurban Bayramı’nı anlamanın en güzel yollarından biri, aynı sabaha dünyanın farklı yerlerinde nasıl uyanıldığını hayal etmektir. Sudan’da beyaz cübbeler içinde bayram namazına giden insanlar, Yemen’de buhur kokusuna karışan tekbirler, Katar’da Arap kahvesi ve hurmalarla karşılanan misafirler, Türkmenistan’da meydanlara kurulan dev salıncaklar, Kazakistan ve Kırgızistan’da büyük aile sofraları, Mali’de rengârenk Afrika kıyafetleriyle camiye yürüyen kalabalıklar… Coğrafyalar değişse de bayramın özü aynı kalır: Paylaşmak, hatırlamak ve bir araya gelmek.

Kurban Vekalet

Sudan’da bayram hazırlıkları günler öncesinden başlar. Kurbanlık hayvanlar alınır, baharatlar hazırlanır, çocuklar için yeni kıyafetler seçilir. Bayram sabahı erkeklerin giydiği beyaz cübbeler ve kadınların renkli “thobe”leri, şehrin sokaklarına ayrı bir zarafet katar. Namazın ardından kesilen kurbanın eti akrabalara, komşulara ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılır. Izgara usulü şiya ve sakatatlarla hazırlanan kamounia gibi geleneksel yemekler sofraları süsler.

Yemen’de ise bayramın hafızadaki yeri, çoğu zaman kokularla ve seslerle tanımlanır. Geceden yakılan kınalar, sabah tüten buhur, kakuleli kahve ve annelerin hazırladığı kurabiyeler… Kurban etiyle yapılan mandi ve zurbiyan, bayram sofralarının baş köşesindedir. Çocukların sabırsızlıkla beklediği “aidiya” adı verilen harçlıklar da bu sevincin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Katar’da bayram, zarafet ve misafirperverlikle iç içe geçer. Erkekler beyaz thobeleri, ghutraları ve agallarıyla; kadınlar işlemeli abayalarıyla bayramı karşılar. Evlerde Arap kahvesi, hurma ve tatlılar hazırlanır. Bol baharatlı machboos, keşkeği andıran harees ve lokmanın kardeşi sayılabilecek luqaimat gibi geleneksel lezzetler sofralarda yerini alır. Misafirler tütsü ve güzel kokular eşliğinde ağırlanır; çocuklara süslü zarflar içinde bayram harçlıkları verilir.

Orta Asya’da bayram, köklü geleneklerle yaşatılır. Kazakistan’da beş parmakla yenen et yemeği beşparmak, Kırgızistan’da pişiyi akıllara getiren boorsok ve bir yahni türü olan kuurdak, aile sofralarının vazgeçilmezleridir. Kırgız erkeklerinin taktığı ak kalpak, Kazak büyüklerinin giydiği şapan, bu günlere kültürel bir derinlik kazandırır. Her iki ülkede de öğrenciler, çocukluk bayramlarının daha uzun ve daha heyecanlı geçtiğini anlatırken, aynı sofrada buluşmanın hâlâ bayramın en kıymetli anı olduğunu vurgular.

Kurban Vekalet

Türkmenistan’da bayramın en dikkat çekici simgelerinden biri “hiňňildik” adı verilen büyük salıncaklardır. Meydanlara kurulan bu salıncaklarda sallanmak, günahlardan arınmanın sembolü olarak görülür. Bayram sofralarında doğrama ve taze tandır çöreği yer alır. Bayram boyunca evlere yapılan ziyaretler, Türkmen misafirperverliğinin en canlı örneklerinden biridir.

Mali’de ise Kurban Bayramı, geleneksel Afrika kıyafetleri, tüm gün süren ziyaretler ve herkesi kuşatan bir yardımlaşma duygusuyla öne çıkar. Namaz sonrası aile büyükleri ziyaret edilir; kurban etiyle pilavlar ve ızgaralar hazırlanır. Çocukların yeni kıyafetleri ve kahkahaları, bayramın en sıcak hatıralarını oluşturur.

Sudan, Yemen, Kazakistan, Kırgızistan, Katar, Türkmenistan ve Mali’den öğrencilerle yapılan görüşmeler, farklı coğrafyalarda yaşayan Müslümanların Kurban Bayramı’nı büyük ölçüde benzer duygularla, fakat kendilerine özgü renklerle kutladıklarını göstermektedir.

Bu sekiz ülkeden gelen anlatılarca Kurban Bayramı, yalnızca dini bir ibadet değil; aynı zamanda kokuların, seslerin, sofraların ve anıların buluştuğu evrensel bir insanlık deneyimidir. Bir yerde buhur tüter, başka bir yerde tandır çöreği pişer; bir şehirde çocuklar “aidiya” beklerken, başka bir meydanda dev salıncaklar kurulur. Ancak her yerde aynı dua yükselir: paylaşmanın, dayanışmanın, teslimiyetin ve birlikte olmanın duası.