İşini özensiz yapan biri ile tüm dikkatini ve emeğini vererek çalışan birinin ortaya koyduğu iş aynı olabilir mi? Düşünelim. Sırf yapmış olmak için yelek ören kimseyle, onu giyecek kişiyi ve yüzündeki mutluluğu tasavvur ederek ören kimse aynı sonucu alabilir mi? İşin içine bu hayal katılırsa, örülen her ilmek daha özenli, daha anlamlı olmaz mı? Elbette renk, model, büyüklük ve kısacası her bir ayrıntı üzerinde titizlikle durulur. Buna karşılık özensizce örülen bir yelek, düzensiz ve ahenksiz ilmeklerden ibaret değil midir?

Gündelik hayattan benzer bir örnek olarak, arabanın yıkanmasını verebiliriz. Eğer kişi işine özeniyorsa, aracın en küçük detayına kadar ilgilenir; aynalardan tekerleklere her noktayı yıkar, kurular ve parlatır. Böyle birini izlemek bile insana zevk verir. Özellikle sonuç ortaya çıktığında alınan haz bambaşkadır. Buna karşılık baştan savma yapılan bir işin değeri aynı olabilir mi? İnsan kendine şu soruyu sormalıdır: “Ben olsam gelişigüzel yapılmış bir işi kabul eder miydim?” Çünkü hepimiz, bizim için yapılan işin özenle yapılmasını arzu ederiz.

Şimdi de öğrenci ödevi üzerinden düşünelim. Kırışık sayfalara yazılmış, okunamayacak kadar kötü el yazısıyla hazırlanmış bir ödev, aslında sadece sorumluluktan kaçınma niyetini yansıtır. “İşte yaptım, artık benden hesap sorulamaz.” dercesine iliştirilmiş yazılar ve rakamlar, değer taşır mı? Oysa temiz bir deftere düzenli şekilde, gayretle yazılmış bir ödev öğretmenin gözünde bambaşka bir anlam kazanır. Belki ödevini özensiz yapan öğrenciden hesap sorulmaz; ama özenli olanı takdir etmek, panoya asmak arzusu uyanır içimizde.

Rabbimizle İlişkimizde Özenli Olmak

Yukarıdaki örneklerden hareketle asıl meseleye gelebiliriz: Bizi bu dünyaya gönderen ve bizden yalnızca kendisini tanıyıp sevmemizi isteyen Rabbimiz, amellerimizi nasıl yapmamızdan razı olur acaba? Farz olduğu için aceleyle, sırf aradan çıksın diye kıldığımız namazlarımız geldi mi aklınıza? Ya da kılı kırk yararcasına, her bir kuruşunu hesap ederek verdiğimiz zekât ve sadakalar? Kurbanlarımızı düşünelim: Onları Rabbimize sunmak için en güzelini seçiyor muyuz? Arkadaşımıza hediye almak için günlerce mağaza gezerken ya da saatlerce internet sitelerinde dolaşırken gösterdiğimiz özeni hatırlayalım. Hediye verdiğimiz kişinin onu beğenmesini önemsiyoruz da Rabbimize sunduğumuz kurbanlarda aynı hassasiyeti gösterebiliyor muyuz?

Özenli Olmak ve İhsan

Buraya kadar, özenli ve özensiz işin karşıtlığıyla meramımızı ifade ettik. Peki, özenle yapılan amel bizim geleneğimizde nasıl karşılık bulmuştur? Bu noktada “ihsan” kavramı öne çıkar. Nitekim Efendimiz (sav), Cibrîl hadisinde ihsanı şöyle tanımlar: “Allah’ı görüyormuşçasına ona ibadet etmendir; sen onu görmesen de o seni görüyordur.” Demek ki ihsan, sadece bir işi yapmak değil, onu en güzel şekilde, Allah’ın huzurunda olduğunun bilinciyle yapmaktır. Hani sosyal mecralarda paylaşacağımız sunumlara dakikalarımızı belki saatlerimizi ayırırken gösterdiğimiz özen var ya. İşte onu amellerimizde ve bilhassa kalplerimizde de  göstermek.

İhsan üzere amel nasıl işlenir, nasıl buna alışabiliriz diye bir soru gelebilir akıllara. Yıllar önce, kendini Müslümanlara hizmet etmeye adamış doktor bir hanıma benzer bir soru yöneltilmiş ve “Namazlarımızı huşu ile nasıl kılabiliriz?” denmişti. Onun cevabı, “Vesvese geldikçe kovarak alışırsınız.” olmuştu. Her seferinde düştüğümüzü fark edip yeniden ayağa kalkmalıyız. İhsan üzere amel işlemeyi de her unuttuğumuzda Rabbimizin huzurunda olduğumuzu hatırlayarak alışacağız muhtemelen. Yakaza hali demiş büyükler kalbin uyanıklığına. Uyanık kalpler ancak ihsan üzere olabilir. Uyanmalıyız önce; bizi uyutanları fark etmeliyiz. İşimiz, ailemiz, günlük işlerimiz, takip ettiğimiz sosyal medya hesapları, daha çok sevilmek ve itibar görmek duygusu. İçimize dönüp bizi uyutanları fark ettikten sonra da onlarla hesaplaşalım. Belki o zaman uyanıp ihsanı bulacağız. Allah’a kul olma yolunda kendini yetiştirmeye niyet edenlere “Sevmeyi biliyor musun, hiçbir şeyi yahut birini sevdin mi?” derlermiş büyükler. Hayatında özenli iş yapanların da Rableriyle ilişkisinde ihsanı daha kolay bulacağını ümit edebiliriz miyiz?

Kurban İbadetinde Özenli Olmak

Kurbiyet yani yaklaşmak anlamına gelen kurban ibadetinde özenli olmak nasıl mümkündür diye sorabiliriz kendimize. Her şeyden önce kurbandaki niyetimizi kontrol etmeliyiz. İnsanlar arasındaki hediyeleşmenin muhabbete vesile olduğu tecrübesinden umutlanarak, Rabbimize sunduğumuz kurbanlarımızın da bizi O’na yakınlaştırmasına niyet edelim. Hediye için en güzelini bulma çabamızı kurbanlıklarımızı seçerken de göstermeliyiz tabii ki. Hiç düşündük mü kurbanın taşıması gereken şartlardaki hikmetleri? Kurban için aranan şartlar arasında hasta yahut kusurlu olmaması, organlarının yerinde olması sıralanır kurbanla ilgili meseleleri ele alan fıkıh kitaplarımızda mesela. Kim sevdiğine kusurlu bir hediye vermek ister ki? Öyleyse en sevgilimiz olan Rabbimize imkanlarımız ölçüsünde kurbanın en güzelini seçmeliyiz. “Rabbimizin en güzel olduğunu ve güzelliği sevdiğini” aklımızda tutmalıyız. Zâtı itibariyle cemâl sahibi, güzel olan Rabbimiz, esma ve sıfatlarında da güzeldir, fiillerinde de güzeldir. Ona sunacağımız kurbanlarımızın güzel olmaması nasıl düşünülebilir?

Kurban İbadetinin ve Hayatın Her Aşamasında Özenli Olmak

Allah’a yakınlaşma vesilemiz olan kurbanımızı alırken en güzelini istedik ve seçtik. Peki sonrası? Hediyemizi sevdiğimize verirken öylece vermeyiz değil mi? Paketleriz güzelce ve samimi duygularla bir not yazarız üzerine. Özenerek seçtiğimiz kurbanı keserken de özenli olabiliriz, olmalıyız da. Geleneğimizde kurban keserken takip edilecek usulün, okunacak dualardan kurbana nasıl davranılacağına kadar bu derece ayrıntılarıyla yer bulması, işini en güzel olana yakışır şekilde yapma gayretinin bir sonucu olsa gerek. Anadolu insanının kurbanına kına yakması da bu çabanın ve hassasiyetin bir tezahürüdür. Kesilen kurbanı en güzel şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak da işini/ibadetini özenerek yapmanın bir parçasıdır. En yakınından başlayarak kurban kesemeyenlerin soruşturulması ve kurban hisselerinin gerçek hak sahiplerine teslim edilmesi kurbanın güzelliklerinden. Peki verirken nasıl verilir bizim geleneğimizde? Mümkün olduğunca verenin görünmez olması tavsiye edilir. Sağ elinin verdiğini sol eli görmeyenlerden övgüyle bahsedilir. Vermenin de özenlisi olurmuş demek ki.

Kurban ibadetinde özenli olmakla ilgili başka detaylar da sıralanabilir elbette. Detaylar farklılaşsa da önemini koruyan husus; özenli, diğer bir ifadeyle ihsan üzere olmaktır. Nitekim müslümanın her işinde özenli olmasının gerekliliği ile ilgili Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan hoca efendi de şu hususlara dikkat çekmiştir:

“Gelin kendimize yeniden bir çekidüzen verelim, her işimizi en güzel yapma şuuruna sahip olalım. Yazımız güzel olsun, işimiz güzel olsun, sözümüz güzel olsun; evin reisinin kocalığı güzel olsun, hanımının hanımlığı güzel olsun, evlâtsak evlâtlığımız güzel olsun, tüccarsak tüccarlığımız dillere destan olsun… Her şeyimiz güzel olsun; güzel olmasına hem dînî bakımdan mecburuz, hem de bunun başarı için temel bir prensip olduğunu unutmayalım!”