Hâbil Gibi Sun
Kurban, sadece bir hayvanı kesmekten ibaret değildir. Aslolan, Allah’a arz edilenin arkasındaki niyet, sadakat ve samimiyettir. Hâbil ile Kābil kıssası, bu hakikatin en eski ve en çarpıcı örneklerinden biridir:
“(Resûlüm!) Onlara Âdem’in iki oğlunun gerçek haberini oku: Hani ikisi birer kurban takdim etmişlerdi (Hâbil koç, Kābil ekin takdim etmişti) da onlardan birinin (Hâbil’in)ki kabul olunmuş, (gökten inen ateş, onun kurbanını yakmış) diğerininki kabul olunmamıştı. O (kurbanı kabul olunmayan Kābil, bu durumu kıskanarak kardeşine): “Seni mutlaka öldüreceğim.” demişti. (Hâbil de): “Allah, ancak kendisinin emrine uyan/ karşı gelmekten sakınanlardan (kurbanı) kabul eder.” demişti.”
Hz. Âdem’in evladı olan iki kardeş, Rablerine kurban takdim ederler. Ancak sadece Hâbil’inki kabul edilir. Çünkü o, emri yerine getirirken Allah’a karşı sorumluluğunun farkında olarak, samimiyetle, en güzelini, en iyisini tercih etmiş; Kābil ise gönülsüz ve değer vermediğinden seçmiştir. Bu olay bize şunu gösterir: Bizler de kurban ibadetimizi yerine getirirken Hâbil’in teslimiyetini, seçimindeki özeni ve Allah’a olan saygısını örnek almak durumundayız.
Bugün de Hâbil gibi Kurban Sunmalıyız
Zaman değişse de, kulluğun özü değişmez. Kurban ibadeti bugün de aynı amacı, aynı anlamı taşır: Allah’a yaklaşmak, nimetlerine şükretmek ve O’na teslimiyetimizi ifade etmek. Bu nedenle, mümin olarak her birimiz, kurbanlarımızı Hâbil gibi arz etme sorumluluğunu taşıyoruz. Onun seçiciliğini, özenini, ihlas ve takvasını benimsemeliyiz.
Peygamber Efendimiz (sav) de bu noktada ümmetini uyarmış ve şu tavsiyede bulunmuştur:
“Kurbanlarınızı gözünüzün gördüğü, sağlıklı ve güzel hayvanlardan seçin. Zira Allah güzeldir, güzeli sever.”
Kurbanlık alırken dış görünüşüyle en güzeli ve sağlıklı olanını seçtiğimiz gibi, ibadetimizi îfa ederken de niyetimizden, hayvanın kesimine, etin dağıtılmasına, hatta sofraya getirilmesine kadar bütün süreçlerinde özeni, samimiyeti, her türlü incelik ve güzelliği göstermeye gayret etmeliyiz. Zira Allah’ın razı olacağı bir ibadet, ancak en güzel olanla ve en güzel şekilde yerine getirilebilir.
Bugün Hâbil gibi kurban etmek; ibadeti kulluk bilinciyle ve samimiyetle yerine getirmek, kurbanlık seçiminde özensiz değil, seçici olmak, kıymetli olanı Allah’a layık görmek demektir. Görev olarak değil, yakınlaşma fırsatı olarak görmek… Gönülden vermek, gönülden adamak… Ve ibadetini gösterişten, alışkanlıktan, ihmal ve gafletten arındırarak, kurbanı Allah’a en güzel şekilde arz etmek…
Kurban İbadetinin Ruhunu Anlamak
Kurban, her yıl tekrarlanan bir ibadetten çok daha fazlasıdır. O, kulun Rabbine yaklaşma isteğini şuurlu bir fiile dönüştürmesidir. Sahip olduğumuz nimetlerin bize ait değil, birer emanet olduğunun farkında olmaktır. Allah’a duyduğumuz minnetin, sözle değil eylemle gösterilmesidir.
Kurban, fedakârlıktır. Elindekinin en iyisini, en güzelini gözünü kırpmadan Allah için verebilmektir. Sadece maddi varlığını değil; kalbini O’ndan uzaklaştıran kibri, bencilliği, dünyevi hırsları da geride bırakabilmektir. Çünkü kurbanın özü, “benim” diyerek tutunduğunu, “Senin için” diyerek terk edebilmektir.
Kurban ibadeti, Allah’a yaklaşmanın, sahip olduklarımızı paylaşmanın ve kulluk bilincimizi tazelemenin en güçlü yollarından biridir. Ancak unutulmamalıdır ki, bu ibadet sadece dışsal bir eylem değil; içsel bir hâlin dışa vurumudur. Kurban keserken aslında kendi nefsimizi, bencilliğimizi, cimriliğimizi de aşarız.
DUHA, bu bilinci taşır ve sizin adınıza bu kutsal ibadeti yerine getirirken Hâbil’in izinden gider.
DUHA ile Kurban Sunmak
DUHA, kurbanlarınızı sağlıklı ve güzel hayvanlardan; sizin adınıza özenle seçer. Vekâletinizin ardındaki niyet, takva ve samimiyetle kurbanlarınızın Allah-u Teâlâ’ya sunulmasında güvenli bir köprü vazifesi görür.
DUHA’nın bu titizliği, yalnızca bir organizasyon becerisi değil; aynı zamanda bir emanet bilincinin yansımasıdır. Çünkü kurban, sadece bir hayvan kesimi değil; kul için bir emir ve Allah’a yakınlaşma vesilesidir. DUHA da bu bilinçle hareket eder; sizin adınıza en güzel kurbanlığı bulur, onu şefkatle sahiplenir, besler, sağlık kontrollerinden geçirir ve nihayetinde usulüne göre, ibadette yüz akı olacak bir teslimiyetle keser.
Yüce Rabbimiz Hac sûresi 37. ayette şöyle buyurur: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvânız ulaşır.”
İşte DUHA, kurban vekâletlerinizi bu anlayışla yerine getirir. Her birini sahipleri adına en yüce makama takdim eder; ibadet hassasiyetiyle, ihlas ve samimiyetle…. Böylece kurban, yalnızca kesilen bir hayvan değil, Allah’ın katına yükselen sadakat ve sevgi nişanesi olur…



